YAKUP CEBİ

 

Merhaba ben Yakup ÇEBİ,

 

04-11-1963 tarihinde babamın görevi nedeniyle Kars ili Susuz ilçesinde dünyaya gelmişim, sonra babamla birlikte Mardin Kızıltepe seyyar jandarma alayında askerliğimizi yapıp nihayet denize kavuşacağımız yere yani Samsun’a geliyoruz yıl 1967 iki yıl şehrin merkezinde oturduktan sonra Atakumda bulunan öğretmen okulu lojmanlarına taşınıyoruz(şimdi eğitim fak olan yer gerçi eski halinden bir eser kalmadı ama yinede deniz kenarı) bir taraf deniz bir taraf dere özellikle yazları sabahtan akşama kadar denizdeyiz.

Okulun emektar bir sandalı var(motorsuz) babam arkadaşlarıyla beraber bu sandalla balığa çıkıyor bazen o zamanlar balık bol biz bile kıyıdan balık tutabiliyoruz.yüzmeyi epey ilerttim arkadaşlarla birlikte gemi yoluna kadar gidiyoruz gitmesi kolay ama geri dönüş bayağı zorluyor bizi git git karaya ulaşılmıyor.Bu arada birde macera yaşıyoruz .Babam balığa çıkarken beni de al diyorum şubat ayı hava hafif lodos biz çıkıyoruz denize balık yok yavaş yavaş derenin ağzına geliyoruz dere ağzı rüzgara açık olduğu için başlıyoruz sürüklenmeye, lodos şiddetinini artırıyor.Açıktaki balıkçı tekneleri havanın patladığını anlayınca başlıyorlar limana kaçmaya.Bizde motor yok kürekle rüzgara karşı gitmek imkansız.Babam arkadaşına diyorki sandalın başını dalgaya verelim kayık alabora olmasın, biz dalgaların içine girip girip çıkıyoruz.ben sandalın burnuna yattım kayığın brandasını üstüme çektim dalga benim üstümden geçip gidiyor.Babam diyorki okuldan sahil güvenliği ararlar gelip bizi alırlar.Ama millet sahile toplanmış bizi seyrediyor eskiden kimsenin kafası çalışmıyormuydu yoksa sahil güvenlik, kurtarma ekipleri gibi şeyler pek bilinmiyormuydu  bilemiyorum.Anlayacağınız biz ya alabora olup ölecektik ya da batmazsak Rusya’ ya gidecektik.O sırada büyük bir balıkçı trolü dürbünle bakarken  bizi fark etmiş, yanımıza geldi.Hemşerim motormu bozuldu diye soruyor babam ne motoru lodos attı bizi buraya deyince kaptan çok şaşırıyor o kadar açığa sürüklemişizki motorsuz nasıl geldiğimize inanamıyor.Neyse bizi alıyorlar tekneye kamarada gaz sobası yanıyor, sıcak çay veriyorlar kendimize geliyoruz.Bizim sandalı hoplatan dalgalar bu tekneye vız geliyor.Sandalı yedeğe bağlıyorlar.Bizim sandal arkada sürat teknesi gibi zıplaya zıplaya peşimizden geliyor.Doğru sahile. Böyle bir maceradan sonra çoğu kişi denize bile yaklaşmaz belki ama ben yine denize küsmüyorum yüzmeye devam.

Bu arada bizde maske palet fan olmadığı için denizin altıyla pek haşır neşir değiliz.Bizden büyük ağabeylerde maske-palet  var onlardan alıp arada bir yüzüyorum ve deniz altının sihirli dünyasını keşfediyorum.Fakat Samsun’da deniz altı o kadar canlı değil bizim olduğumuz yer kumluk pek bir şey göremiyorum.1979 da babamın tayini Trabzon’a yani memletimize çıkınca su altı dünyasını yeniden keşfediyorum hemen bir adet yılmaz maske-palet ve birde 75 lik yılmaz zıpkın alarak dalmaya başlıyorum ama kendi kendime geliştirmeye çalışıyorum arada bir balık vurursam çok mutlu oluyorum.O zamanlar bilgiye erişmek bu kadar kolay değildi ve malzeme bulmak zor ve de çok pahalıydı.Üniversite okuyorken bu merakım yüzünden adım sualtı Yakup olmuştu.Askerde dualarım kabul oldu ve İzmir Güney Deniz Saha K.Lığında yedek subay olarak göreve başladım.Tam benim istediğim yerdi.Her hafta sonu Karaburun veya Uzunadaya gitmeye başladım geceleri olta gündüz zıpkın.Ege denizi Kardenize göre çok daha canlıydı çok güzel günler geçirdim İzmir’de.Askerden sonra 1989 da İstanbul Büyükçekmeceye yerleştik ve ticarete başladım.İşten pek fırsat bulamıyordum ama ilk zamanlar deniz tutkusuyla pis mis demeyip marmarayada daldım ama hiçbir şey göremiyordum çünkü su çok bulanıktı o zaman agoşon vb teknikleri bilmediğimden ancak balığı yada taşı görünce dalıp balık vurmaya çalıştığımdan vazgeçtim.Ancak yaz tatilinde egeye falan kaçınca malzemeleri getirip dalmaya çalışıyordum.2004 te internette dolaşırken sualtı avcılığı üzerine sitelerle karşılaşınca ufkum yeniden açıldı hemen malzemeleri yeniledim ve dalmaya yeniden başladım.

Şimdi hafta sonları B.çekmece civarında Marmarada fırsat bulursamda saroz veya kuzey egeye gitmeye çalışıyorum iş nedeniyle pek fırsatım olmuyor.Bu arada birde oğlum oldu Ozan ÇEBİ  şubat 22 de 3 yaşında olacak kısmetse.Onu şimdiden yetiştirmeye başladım zıpkın videolarını birlikte seyrediyoruz balıkları tanıyor.

Videolardaki balıkadamları ben sanıyor ne güzel sinarit vurdun diyor. Şimdilik kayda değer bir trofe resimleyemediğimden size balık resmi sunamıyorum.

 

Herkese güvenliğin ön planda olduğu bol avlı günler diliyorum.

 

 

Copyrightİ 2006, _SUALTIAVI.COM_. All rights reserved.