|

Merhabalar ben Temüçin Tekmir,
1971 yılının Aralık ayında İstanbul'da doğdum. İlk- Orta ve Lise
eğitimimi İstanbul'da tamamlayarak 1989 yılında Haydarpaşa End. Mes.
Lisesini Metal İşleri bölümünü bitirdim. Şu anda İstanbul'da bir
aile şirketinde tekstil dış ticareti işi ile uğraşıyorum. 3,5 yıldır
evliyim. Eşim Süheyla Tekmir ve ben İstanbul Göztepe'de annemle
birlikte oturuyoruz.
Benim hobilerim arasında baş sırayı deniz ve sualtı avcılığı çeker.
Sonra bilardo, futbol, voleybol, basket ve ping-pong gibi spor
dalları ve müzik gelir.
Benim deniz ve avcılıkla tanışmam 7-8 yaşlarımda ilk olarak
Silivri'de evimizin önündeki iskelede annemin bana yaptığı el
oltasıyla balık tutmaya çalışmamla başladı. İlk zamanlar çırçır,
lapin, sülük, kaya balığı gibi balıklarla başlayıp ikinci senemde
ispari tutmamla devam etti. Zaman içerisinde kendimi geliştirmiş
olacaktım ki üçüncü senemde uzun olta atmaya başlamış ve günde
ortalama 12-13 tane ispari tutar hale gelmiştim. Dördüncü yılımda
gözümde gözlük, ayağımda palet, elimde olta ile denizin içinde balık
tutuyordum.Beşinci senem olan 12 yaşımda bazı şeyleri aşmam
gerektiğini düşünürek ve bir sene boyunca harçlığımı biriktirerek
kendime ilk zıpkınım olan 45'lik Yılmaz zıpkınımı almıştım. Daha ilk
kullanma amaçlı denize girdiğimde 5 metre gittim gitmedim ilk
balığım olan isparimi vurmuştum. Uzun zaman kıyı bölgelerinde ufak
balıklar peşinde koştum durdum. Derken balık kültürüm ispari,
istavrit, mırmır, kefal, ispendek, zargana, kırlangıç, dil, pisi,
barbunya vs... şeklinde genişlemişti. 1-3 metre suda dalarak
evimizin rızıkını çıkarıyordum. Çok fazla balık varsa satıp harçlık
yapıyordum.

Derken
hayatımın belkide dönüm noktalarından birinde sene 1992'de
yazlıktaki edindiğim arkadaş gurubunda benim gibi denizi ve dalmayı
çok seven bir arkadaş buldum. Adı Serdar İmre idi.

Serdar,
Ömer, Tunç, ilker ve ben iyi bir guruptuk neredeyse hepimiz dalma
delisiydik. Babası gibi o da dalmayı çok seven deli dolu bir
arkadaştı Serdar. Onlar dalmaya Saroz'a ya da Marmara Ereğlisine
gidiyorlardı. Benide her hafta ısrarla yanlarına çağırıyorlardı ama
bir türlü beraber gitmek nasip olmamıştı. Günün birinde bizim
oralarda yaklaşık 3-5 metre suda siyah- altın sarısı değişik bir
balık vurdum. Hayatımda hiç görmediğim esrarengizlikte, bir o
kadarda güzel bir balıktı. İlk olarak bakkala gittim tarttım 650 gr
gelmişti. Sonra bilgisine güvendiğim kişiler olarak Serdar'lara
gittim. Serdar en fazla 1,5 saniye balığa baktı sonra bana dönüp
"yahu biz bu balıktan vurabilmek için dünyanın yolunu gidiyoruz sen
nerede vurdun bu balığı" dedi. Meğerse balığın adı eşkinaymış.

Tabii bundan aldığım cüretle kıyıları bırakıp derin denizlere yol
almaya başladım. Bu arada zaman içerisinde eşkina, kikla, karagöz,
sivriburun karagöz gibi balıklarla tanıştım. İyikide tanışmışım.
Hala 45'lik Yılmaz zıpkınımla avlanıyorum. Son senelerde balık
azalmaya başladı. Sebebi ise bilinçsiz avlanan avcılar. Artık satış
yapmıyorum. Sadece yiyeceğim balığı vuruyorum. Geçen senelerde
kışlık midyemide çıkarır buzluğa koyardım ama bu seneki ağır metal
olayından dolayı midyede çıkaramadım.
Şu anda kullandığım takımlar son 5-6 senedir aynı olan malzemeler
Yılmaz grena paletlerim, Mares geniş açılı büyük camlı gözlük ve
45'lik Yılmaz zıpkınım ve snorkelimdir. Ben serbest bir dalıcıyım
1997 yılında Onur-sub'dan bir elbise almıştım fakat şişmanladığım
için elbiseyi bir dostuma vermek zorunda kaldım. Ama en kısa zamanda
birgün gene mutlaka bir elbise alacağım kendime.
Sene 1993'te yazlıkta taşındığımız zamandan sonra uzun seneler
Serdar'ı görememiştim derken askerlik, iş hayatı falan Serdar'la
birbirimizi kaybetmiştik. Taa ki 12-Ekim-2006 tarihine kadar. Bu
tarih
www.sualtiavi.com
sitesine üye olduğum tarihti. Galeriye
resim eklerken baktım bir satır üstümde Serdar İmre adında bir
klasör duruyor. Gözlerime inanamadım açtım resimlerine baktım. Evet
bu Serdar'dı yaklaşık 11-12 senelik bir ayrılıktan sonra bulmuştum
onu. Serdar'ı bulmamla Ömeride bulmuştum. Onlar aralarındaki bağı
hiç koparmamışlardı. Derken ÖM-SER-TiM
gurubunu kurduk. biraz daha profesyonelliğe adım atmıştım. Elbise,
palet, 75lik zıpkın falan derken bambaşka biri olmuştum.

Artık
tamamen düzeli olmasakta sürekli beraber dalıp. Müşterek dalışlar ve
organizasyonlar yapıyorduk.

Bu
yüzden bu siteyi daha bir sevdim. Zaten muhabbette iyi, arkadaşlar
bilinçli dalan ve hepsi hoş-efendi ve saygıda kusur etmeyen kişiler.
Hepsinden önemlisi ve bu sitenin en sevdiğim yanı bütün gün
konuştuğumuz aktif üye olan arkadaşların hepsi Atatürk'çü. Atatürk
ilke ve inkılaplarına son derece bağlı arkadaşlar. Bu yüzden bu site
ayrı bir teşekkürü hakediyor.
Sene 2003'ün Temmuz ayında evlendiğimizde eşim balık ve deniz
kültürü fazla olmayan bir kişiydi. Hayatı onu deniz kenarına fazla
çekmemiş aksine itmişti diyebilirim. 3 çeşitten fazla balık ismi
sayamazdı. Şimdi ise vurduklarım ve aldıklarımla beraber 32 çeşit
balık tatmış ve yemiş durumda.2004 yazı başından beri ben dalmaya
giderken yapma, gitme, erken gel, yetmezmi bu kadar balık gibi
sözler söylerdi. 2006 yazı sonunda eşime iskele ışığında çarpma
oltayla istavrit ve zargana yakalamasını öğrettim. Artık beni
kolumdan çeke çeke deniz kenarına götüren kişi kendisidir. Günün
birinde Allah kısmet ederde çocuk veya çocuklarımız olursa deniz ve
balık avı sevgisinin doğuştan damarlarına aşılanmış olacağına adım
gibi eminim.
İyi günler esenlikler dilerim. Sağlıcakla dalın, Mutlu kalın.
|