







 |
SUALTI AVCILIĞINDA ZİHİN GÜCÜ
Zihin gücümüzü kullanmayı öğrenelim
Sualtı avcılığında, zihnimiz sürekli algılama ve değerlendirme
durumundadır. Şüphe ve tereddüt etmek, korku, kendinden emin
olmamak, güven eksikliği gibi duygular, konsantrasyonumuzu negatif
etkilemek üzere her zaman karşımıza çıkar.
Avcı, agaşonda iyi bir konsantrasyona sahip, kule tekniğinde, dingin
ve rahat, taşaltı avında çok dikkatli ve uyanık olmalı, bunu
sağlayabilmek için de sualtı avcılığı dışında kalan her düşünce ve
duyguyu kafasından arındırabilmeyi başarmalıdır. Nefes tutmanın
yarısı psikolojiktir, bu nedenle tekniğiniz ve fizik kondisyonunuz
ne kadar iyi olursa olsun, zihin gücünüzü gerektiği gibi
kullanamıyorsanız, sualtında kalış süreniz avlanmaya yeterli
olmayacağı gibi, her seferinde nefes nefese kalarak satha
çıkarsınız.
Sıcacık evinizde, iyi bir kitapla huzur içinde, en sevdiğiniz
koltuğunuzda oturmak varken, kulağınızda kalp atışlarınız, soğuktan
ürperirken, buz gibi bir Ocak sabahı, suda ne halt ediyorum diye
sorduğunuz olmuştur.
Buna rağmen, iyi bir avla eve dönüş, ardından sıcak bir duş ve o
hafta sonunu tatlı bir tembellikle evde geçirmiş avcı dostların
biraz da meraklı telefonlarını cevaplarken aldığımız haz, aslında,
üşenmeyip yollara düşmekle isabet ettiğimizin gösterir.
Evde kalmayı tercih ettikten sonra, tüm hafta sonu keşke gitseydim
diye kendi kendinizi yediyseniz, bilin ki, suda olmanın, dalmanın,
avcılığın, tedavi edilemez hastalığı size de ciddi boyutlarda
bulaşmıştır.
Bu yazıda, zihin gücünüzü kontrol edebilmek ve avlanmayı çok verimli
ve keyfli hale getirebilmek için, yapabilecekleriniz konusunda bir
kaç öneri bulacaksınız.
Sualtı avcılığını psikolojik açıdan etkileyen çok fazla parametre
vardır. Bu parametreler, kişilik yapısına göre farklı algılanacağı
için, her bireyin etkileşimi de, farklı bir tablo çizer. Genelleme
yapmak için bu etkenleri üç ana grupta toplayabiliriz;
* ava gitme isteği ve motivasyon
* kendini tanıma
* konsantrasyon
Suya girme isteği
Sualtı avcılığı, etrafınızla iletişim kurmanın zor olduğu
bir spordur, arkadaşınızla avlanıyor olsanız bile, genellikle,
kafanızdaki bin türlü düşünce ile yalnız kalırsınız. Bu düşüncelerin
etkisine kapılmak çok koladır ve konsantrasyonun da en büyük
düşmanıdır. Avlanırken, çevreden gelen sinyalleri değerlendirme
beceriniz ve partnerinizle olan iletişiminiz kolayca bozulabilir.
Bir hafta boyunca hayal ettiğiniz av partiniz, yeterli
konsantrasyonun sağlanamaması nedeni ile, balık görememek, sıkılmak
ve avdan soğumakla neticelenir. Bunun üstüne, arkadaşınız bol bol
avlanıp biraz da hasislik yapıyorsa, canınız iyice sıkılır, gün
bitse de dönsek psikolojisine girersiniz. Bu fırsatla partner
seçiminin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak
istiyorum.
Sualtı avcılığı zor bir spordur. Avcı, çoğunlukla ağır koşullara
dayanmak zorundadır. Soğuk su, akıntı, dalga, nefes tutma ve
sualtında mücadele, tüfek kurmak, sıkışan şişle uğraşmak ve daha bir
sürü zorluk, anlatıldığı zaman sualtı avcılığını mazoşist sporlar
sınıfına soksa da, katılımcı arkadaşların sayısına baktığımız zaman,
işin çekiciliği ortaya çıkıyor.
Suya girme isteği, bütün bu olumsuzluklara rağmen içimizde vardır,
işin püf noktası, net bir karar verebilmek ve malzeme hazırlığını
tamamlayıp evden çıkabilmekte yatar. Bu kararı vermenin içinde,
sıcacık bir yataktan sabahın köründe kalkabilmek, giyinip soğuk
havada evden çıkmak, malzeme yüklemek ve yola düşmek, buz gibi
esintide, ıslak elbisenin içine girmek var. Kulağa pek hoş gelmese
de, sonrası için değiyor.
Kendini tanıma
Bir çoğumuz, fırtınalı denizde, midemiz ağzımıza gelerek, satıhta
biraz nefeslenmeye çalışmanın, tam son derin nefesi alırken,
şnorkele giren tuzlu suyu yutmanın, ya da, iyi hesaplanmamış bir
dalga tarafından taşlara savrulup dayak yemenin acısını
tatmamışızdır. Üstelik, formda değilseniz, nefes tutma süreleriniz
kısalır, diyafram spazmları rahatsızlık verir ve bir an önce satha
çıkmaktan başka şey düşünemez olursunuz. Aldığınız zevk azaldıkça,
sıkıntınız artar, sıkıldıkça keyfiniz kaçar, bu fasit döngüye
girdiğinizde iş biter.
Bu şartlar altında, avlanmaya yönelik bir konsantrasyon oluşturmak
mümkün değildir. Çoğu taşı içine bakmadan geçersiniz, açıkta
gördüğünüz balıklar, agaşon için değmeyecek boydadır. Satıhta
oyalanırken, evde alacağınız sıcak duş, zihninizde canlanmaya
başlar, ve hayalinizdeki levrek de, hep böyle anlarda ortaya çıkar.
Pozisyon almak ve tüfeğinizi yönlendirmek için artık çok geçtir.
Aynı duygular içinde tetik çekmek te genelde hüsranla sonuçlanır.
Avınızla aranızdaki mesafeyi tahmin etmek, tüfeğinizi ne kadar doğru
yönlendirdiğiniz, balığın daha iyi bir pozisyonunu beklemek gibi
konularda nazlanmanız,sizi eliniz boş bırakır. Malzemeniz, teknik
beceriniz ve fizik kondisyonunuz ne olursa olsun, konsantrasyonunuzu
bozacak bu kadar fazla dış etken olması, sizi bir dahaki sefer ava
gitme ve suya girme konusunda isteksiz hale getirir.
Motivasyon ve isteğinizi hep canlı tutabilmek için, sualtı
avcılığının yalnızca size sunduğu zevki düşünmeniz gerekiyor. İyi
bir avdan sonra, gece yatağınızda, gözleriniz kapalı tüm avı baştan
sona yaşıyorsanız, haftaya büyük ihtimalle suda olacaksınız
demektir.
Sualtı avcılığı bir yarışma değildir
Sualtı avcılığı, özel düzenlenmiş yarışmalar haricinde, bir yarışma
sporu değildir ve seyircisi yoktur. Buna rağmen avlanmanın içgüdüsel
yanında, yarışma ruhu oluşmuştur. Bunun nedeni, biraz da, diğer
avcılardan daha iyi olmayı gösterme kompleksidir. Dürüst olmak
gerekirse, bu duygunun hemen hepimizde olduğunu kabul etmeliyiz.
Gerçekten, kayda değer bir trofe ile iskeleye dönmek çok keyflidir.
Takdir ve beğeniye herkesin ihtiyacı ve ilgisi vardır. Ancak,
avlanmayı bu boyutlara taşımanın tehlikeli bir yanı var. Önde olma
duygusu, başarma mecburiyeti ile birleştiğinde önemli bir düşmana
kapı açar; stres.
Stres duygusu ile başa çıkmak ve bu duyguyu terbiye edebilmek,
sualtı avcılığında, sizi bir üst seviyeye çıkarır. Avcılığınızı,
muhakkak başarılı olma ve balık vurmadan dönme gibi kompleksler
yönlendiriyorsa, derinlik ve süre bilinciniz zorlanacaktır, başka
bir deyişle, limitlerinizi bildiğiniz halde, kompleksleriniz
yüzünden bu limitleri aşmak durumunda kalabilirsiniz. Hepimiz
belirli bir tecrübe edindikten sonra, kaç metrelerde rahat
avlandığımızı, her yönü ile iyi bir agaşonda,nefes tutma süremizin
ne olduğunu biliriz. Limitlerimizi bilme konusunda dürüst
davranmamak, zorlama, stres ve tabi ki tehlike getirir. Nefes tutma
disiplini, fizik kondisyonunuz yanında, psikolojik durumunuza da
bağlı olduğu için, stres duygusu ile mücadele, çok önem taşır.
Ortalama 15 metrelerde rahat avlanıyorsanız, bu derinliğe her zaman
sadık kalın. Tecrübenizin artması doğrultusunda daha derin denemeler
yapmak tabi ki mümkün, ancak, bu denemenizi planlayın. Dalış
derinliğini önceden belirleyin, değişken ağırlık kullanacaksanız,
ağırlık hesaplarını üşenmeden ona göre yapın ve her zaman yanınızda
size asiste edecek en az sizin kadar tecrübeli bir dostunuz olsun.
Bu sporda risk almanın bedeli çok pahallı ödeniyor. Limitlerinizi
doğru olarak değerlendirmek, özgüveninizi arttırır.
Konsantrasyon ve teknikler
Avcılık tekniğiniz, öncelikle okuduklarınız ve duyduklarınızın
birikimleri ile oluşur, sonra, suya her girişiniz ile pekişir.
Avcılığın ilk amacı, balık vurmak olduğuna göre, tekniğinizin
gelişmesi de bu uğraş ile olacaktır. O halde, tüfeğinizi elinize
aldığınız andan itibaren, gevşemek, vantilasyon, ve nefes tutmak,
zihninizde, ikinci bir işlem gibi çalışır. Dalışınızın başlaması ile
birlikte, zihniniz; etrafınızı algılamak ve değerlendirmek, olası
avlarınızın davranış biçimlerinin analizini yapmak, tahmin etmek,
pozisyon almak ve tetik çekmek gibi işlerle meşgul olmalıdır. Eğer
konsantrasyonunuz bunu sağlayamıyorsa, avlanma yerine nefes tutma
çabası, ön planda kalır ve zihninizi meşgul eder. Zihin gücünün
bilinçli olarak kullanılması, işte bu noktada önem kazanıyor. Apnea
disiplini iyi oturmuş bir dalıcı, sualtına inerken avlanmaya
konsantre olmuştur. Nefes tutmak ve uyarıları algılamak zihnin
gerisinde bir refleks olarak çalışır.
Agaşon
Bu teknikte, avcının ilk hedefi, yattığı yerde görünmez olmak ve
zihnini bu amaca yönlendirmek olmalıdır. Dip yapısını keşfetmek,
yatmaya elverişli olası eriştelik, kumluk, çatlak veya kırıkları
değerlendirmek, vücudunu sualtı ortamında kamufle etmek iyi bir
agaşonun prensiplerini oluşturur. Bütün bu işlemler sırasında, zihin
gücünüzü, sanki bir üçüncü gözünüz varmış ve yaptıklarınızı satıhtan
seyrediyormuş gibi, kullanabilmelisiniz. Bunu başarıp, sualtında
nasıl davrandığınızı dışarıdan seyredebilirseniz, tekniğinizi
mükemmelleştirmeye doğru gidersiniz.
Agaşon tekniğinin zihnimize yüklediği en zor görev, sadece teoride
var olan görmediğiniz balığın avı için hazırlanmayı becerebilmektir.
Yattığınız andan itibaren uyguladığınız agaşon tekniğinin
mükemmelliğine, görmeseniz bile avınızın orada olduğuna ve çok
geçmeden mavilikler içinde belirerek atış menzilinize gireceğine
yürekten inanmalısınız, başarılı bir agaşonun sırlarından biri, bu
düşünce tarzında yatar.
Kule
Kule tekniğinde iş biraz farklı hale geliyor. Normal koşullarda,
üzerine indiğiniz balık, sizi kesinlikle fark eder ve net olarak
görür. Bütün incelik, balığa gerçek niyetinizi hissetirmemeyi
başarmaktadır. Aranızdaki mesafe, avınıza, güven verir, bu mesafeyi,
balığı strese sokmadan atış menziline kadar azaltabilmek, kule
tekniğini zor ve çok incelik isteyen bir sınıfa sokmuştur.
Bakışlarınızda, avcı olmanın tüm hırsı ile gözleriniz faltaşı gibi
açık, balığın üzerine hızla inerseniz, partiyi baştan kaybederseniz,
Kule teniğinin başarısı, avınız sanki şeffafmış gibi sizin
tarafınızdan fark edilmediği duygusunu ona hissettirmek ve onu yok
farzedebilmektir.
Taşaltı tekniği
Tamamen farklı boyutları olan taşaltı avında, hedefiniz, doğru
tahminlerle, balığın olabileceği taşı bulup avlanmaktır. Tahminlerin
başarı yüzdesi, tecrübeleriniz ve ortam bilginizle artar. Avınızın
bulunduğu yerlerle yakın temasınız olacağı için, su içinde çok
uyumlu hareket edebilmeniz gerekir. Tahminleri doğrultusunda,
baktığı taşın altında, avını bulması, sualtı avcısına çok büyük bir
zevk ve tatmin duygusu verir. Yeni başlayanların, sabırla, uygun
gördükleri her taşın altına bakmaları ve tecrübelerini arttırmaları
gerekiyor. Zaman içinde, canlı taşları çok daha kolay görüp zaman
kaybını önleyeceklerdir.
Taşaltı tekniğinde, zihin gücünün oldukça önemli bir yeri var. Bu
teknikte, avlandığımız yerler, genellikle taş altları, çatlaklar ve
plakalıklar olduğu için, balığı görebilmek, bazen çok dar yerlere
sokulmayı gerektirir. Balığın peşinde bir yerlere sıkışma düşüncesi
de, aynı şekilde kafamıza takılır. Korku veya endişe etmek,
konsantrasyonumuzu bozduğu gibi avlanma isteğimizi de kırar. Bu
problemle baş etmek, önce satıhta başlar. İneceğiniz taşın yapısını
incelemek, aradaki mesafeyi kestirmek ve tahmini bir plan yapmak,
ava odaklanmaya yetecektir. Her zaman dikkatli ve uyanık olmak ve
kuralları akılda tutmak şartı ile, taşaltı tekniğinin heyecanı ve
zevkine varabilirsiniz. Avlandığınız bölgeyi ne kadar iyi
biliyorsanız, korku ve panik duygusundan uzak kalırsınız.
Psikolojik hazırlanma su üstünde başlar
Aktiviteniz ne olursa olsun, tüm organizasyonlar için ana kural,
negatif etkisi olabilecek herşeyi, elden geldiğince ve imkan varken
önceden, ortadan kaldırmaktır. Vaktimiz varken biraz gayret
sarfetmek yerine tembellik ettiğimiz için, günlerdir iple
çektiğimiz. av partisi o kadar emekten sonra hüsranla bitmiştir.
Yeni başlayanların, tedbir ve hazırlık için ayırmaları gereken zaman
daha fazla olmalıdır. Bisiklet, koşu, futbol vb. gibi su üstünde
yaptığımız sporlar veya havuz antrenmanları, denizde avcılığa bir
hazırlıktır. Özellikle, kışın azalan aktivitenin yerine bunların
konması gerekir. Her av partisinden önce bilgilenme için biraz zaman
ayırmak gerekiyor. Seçtiğiniz av bölgesi için, öncelikle
meteorolojik bilgi edinin, özellikle rüzgar yönü ve şiddeti, sizi
çok ilgilendirmelidir. Onca hazırlık ve yoldan sonra, bulanık bir
kıyı ve ciddi dalgalarla karşılaşıp geri dönmek tatsız olur.
Malzeme hazırlığı da, aynı dikkat ve tedbirle yapılmalıdır. Uzun
süredir bekleyip planladığınız bir av partisine, kesinlikle ilk defa
kullanacağınız bir malzeme ile gitmeyin. Yeni malzemeyi denemek için
yanınıza alabilirsiniz, fakat alışık olduğunuz eşyanız da yanınızda
olsun. Tüm malzemenizi, bir gün önceden, listeye göre tek tek gözden
geçirerek, çanta veya kutunuza koyun. Av öncesi hazırlık, başlı
başına bir konudur. Tüm bu hazırlık safhası, suya girene kadar, sizi
adım adım, ava ve avcı olmaya hazırlar, daha da önemlisi, avlanma
isteğinizi hep canlı tutar.
İkinci önemli kural, zihninizi her zaman avlanmaya açık ve istekli
tutabilmektir. Suda olmanın, balığı arayıp bulmanın,ve
avlayabilmenin o muhteşem keyfini tattıktan sonra, yapabileceğimiz
en güzel şey, bunları arkadaşlarla paylaşmaktır. Bu paylaşım, suda
iken partneriniz ile başlar, dönüş yolunda devam eder, güzel bir
akşam yemeğinde tekrar canlanır, ve bu heyecan, bir sonraki avın
organizasyonuna kadar okuyarak, seyrederek sohbet ederek ve hayal
kurarak canlı kalırken bizlere çocukça bir zevk verir. Yeni
aldığımız bir tüfeği hergün çantasından çıkarıp seyretmek, malzemeyi
elden geçirmek, küçük tamiratlar yapmak, çoğumuzun sık sık yaptığı
ama pek söylemediği şeylerdir. Bilin ki, ava gitme arzusunu canlı
tutan önemli davranışların başında, malzeme ile temasta olmak gelir.
Bu temas sevgi ve saygı getirir. Malzemenize saygı duyduğunuz zaman
bakımını severek üstlenirsiniz, bakımlı malzeme ile avlandığınız
zaman, rüyalarınızdaki avla karşılaştığınızda, ne palamutunuz atar,
ne tetiğiniz ezilir, ne lastiğiniz diş sıyırır ne de, mekanizma şiş
boşaltır.
Ava konsantre olabilmek sanıldığı kadar zor değildir. Örneğin
giyinmek çoğumuz için,biran önce yapılması gereken oldukça zahmetli
bir iştir. Aksine, ağır ve dikkatle giyinmek bir çok avantaj
getirir. Öncelikle malzemeniz üzerinize tam ve istediğiniz gibi
oturur, böylece suya girdikte sonra, oturmamış omuzlarınız veya
bolluk yapan pantalonunuz ile uğraşmazsınız. Düşünerek giyindiğiniz
için, unutulmuş, bir taşıma ipi, bıçak veya fenerinizin bitik
pilleri için geri dönmezsiniz, en önemlisi acele edip strese girerek
yorulmazsınız.
Suya, avlanacağınız yerin biraz gerisinden girin ve av merasına bir
müddet sakin tempo ile palet vurarak ulaşın. Bu süre zarfında,
sualtını gözlemleme fırsatı bulmanın yanısıra, ava konsantre
olabildiğinizi göreceksiniz.
Kısaca, malzemenizi tekrar kontrol etmek, partnerinizle uyum içinde
ve bilgi alışverişinde bulunmak, seçtiğiniz av bölgesini iyi tanımak
ve hakkında bilgilenmek, ava çıkmadan önce psikolojik açıdan hazır
olmak için zihin gücünüzü kullanabileceğiniz parametrelerdir.
Saygılar
Jak Boeno |
|