|
|
Mor kırmızı şafak yıldızları söndürürken,
camdan içeriye dolan rüzgarı çiğerlerime çekiyordum.Sabahın gelişini karşılayan
kuş sesleri , mıcır dökülü yolda ilerleyen arabamızın lastik sesi ile birbirine
karışıyordu.Tezek kokan köylerin içinden geçerken,selamlaştığım yaşlı amcaların
gülen yüzleri ile derin maviye doğru ilerliyorduk.Neden bu insanlar büyük
şehirlerde olmazdı ki…
Meraya geldiğimizde her zaman ki bacakların titremeye nefes alış verişim
hızlanmaya başlamıştı.Tanrı küçük bir kuşu kalbime kondurmuştu.Bir şeylerin
olacağını söyleyen ses, yüreğime göz kırpıyordu.
Sevgili Murat, yılların verdiği tecrübe ile daha sakin ve temkinle ekipmanını
hazırlarken, ben elbise içinde terlemeye başlamıştım.Mera gerçekten çok
uzaktaydı.Zaten dalışımız tam 7 saat sürecekti.( fotoğraf makinesi tarih ve saat
ayarları doğru değildir)
Hep suya girmeden önce Jak ağabeyimin “ ava başlarken akıntının tersine yüzün ,
dönüş de rahat edersiniz “ sözü aklıma gelir ancak o sabah akıntı
arkamızdaydı.Su bulanık ancak ilerledikçe derin mavi rengini belli ediyordu.
Sargoz yavruları, melanuryalar, moklu sarpalar,kiklalar,çırçırlar gözükmeye
başlamıştı.Garip bir şekilde merada istediğimiz canlılığı bulamıyorduk.Sevgili
Murat, taş altında ki hünerlerini göstermeye başlayınca ben arayı açmıştım.Hani
hep hissedersiniz ya “işte burası” yat dediğim yere yatmıştım.Sağ tarafımdan 4
lü bir levrek sürüsü görmüştüm.Arkalarından güneş vuruyor kurşuni sırtları
parlıyordu..Çok sakin bir şekilde beni tanımaya gelen bu sert delikanlıyı ,
belime takmıştım.
İlerlemeye devam ettim hava yavaşça dönmeye ,çırpıntılar artmaya başlamıştı.Dik
kayaların hizasına geldiğimde ; kırma ve dökme taşlık kıyı hafif bir eğimle yar
yapmaya başlıyordu.Yarın bitimine doğru erişteler ile kucaklaşmış taşları fark
edince dinlenmeye ve nefeslenmeye başlamıştım.Aşağıda çırçır ve melanurların
dansları burada farklı yaşamların olacağı sinyallerini veriyorken , içimdeki ses
kalbime selektör yapmaya başlamamıştı.Kule tekniği ile inmeye başladım.Önümde 3
farklı boyutta taş ve aralarında mükemmel erişteler ile süslenmiş bir boşluk
.Sol kulağımın iyice açılması ile çok rahatlamıştım.Birden önümdeki
melanuryaların kaçıştığını fark ettim.Kıyıdan açığa doğru yatmıştım.Ve işte o
çatık kaşları ve sert mizaçları ile 7-8 parça irili ufaklı sürü gözümün
önündeydiler.
Sert manevralar başlamıştı.Hele ki içlerinde inanılmaz güzellikte ve irilikte
olanı, o turunç kafasını döndürdükçe benekleri ışık saçıyordu.Sonra sürüsünün
arkasından bir hışım ile üstüme gelenler son anda sanki “köprüden önce son
çıkış” tabelasını kaçıran sürücüler gibi manevralar yapıyorlardı. O sırada
solumdan direkt gözlerime bakıp hızla geçiş yapan bu sert delikanlıya tetik
düşürdüm.Çok sert bir şekilde cevap verdi makarayı açtım ancak 3-4 metre sonra
şiş ile birlikte yan düşüverdi.Üzerine atlayıp kollarımın arasında göğsüme
yapıştırıp, derin maviden yukarıya çıkmaya başladım.İnanılmaz mücadele ediyor
her çırpınışta sanki avuçlarımdan uçaçak kuş misali beni heyecanlandırıyordu.
Satıhda birbirimize baktık.Çok asil ve çok güzeldi.Renklerini size
anlatamam.Uzun sure onu sevdim .Sarı iri gözleri hala bana sert bakıyordu.Kıyıya
yanaşıp dinlemeye çalışdım.
Tanrıma ettiğim dualar ile ufukdaki engin maviyle uzun sure başbaşa kaldık.
TANRIMA, DERİN MAVİYE, EŞİM İNAN DANYAL'A,
KARDEŞİM MURAT KANBERE, JAK BOENO AĞABEYİME ve DOST TAMER AYGÜN'E TEŞEKKÜR
EDERİM.
_________________
Tüm sevgi ve saygılarımla
Tigin DANYAL - 1969
İstanbul
" Beni bekleme SiNARiT, varsın derin mavi senin olsun "
www.sualtiavi.com/tigindanyal
|
|